mazi …

Posted: 05 Haziran 2011 in Uncategorized

eskiler … hiç durmadık hiç beklenmedik bi anda geliyor aklına … neden diye sorarsanız hiç ama hiç bilmiyorum zaten bilsem bir önlem yaparım anasını sattığımın yerinde …

Ta seneler öncesi. orta okul zamanı … Okulda baya piçtim ama sadece kendi kafama … derslere hep 5 dak geç girip, 5 dak erken çıkardım kimseyle muhatap olmayim diye

ve her okulda olduğu gibi benim okulunda favori ve onun bi kaç altı kızları vardır …

aslında kimseyle muhabbetim olmazdı okulda, bi de rus okuluna başladığım için hepten siklemiyordum kimseyi. Tabii ki bu kızı ( bu kız dediğim okulun favorisi işte😛 ) görmüştüm bi kaç defa, içimde bir şeyler olmuştu da öle içimde kalcak diodum hep. son sınıf artık okula fazla gidilmiyor, universite hazırlanması falan filan.

bide ben russ okulundan mezun türk okuluna gideceğim için baya kasılıyorum. neyse zorumlu olarak azeri okuluna geçiyorum. sınfa girdim şok – o kızların sınfı😦. yine aynı taktiğimi kullancaktım ama 5 dak muhabbeti yani. Sınfa yeni girdim bu favori de sınıf başkanı. Danışman hoca tahtaya çıkardı beni, sınıf vüsa, vüsal sınıf dedikten sonra, başkanı çağırdı ilgilen die. ben böle kaldım ne dion la hoca ne ilgilenmesi. baktım arkalarda bi boş masa kestirdim gözüme takıldım orda. ilk günü böle kağıda bir şeyler çizmeleyerek geçirdim

1-2 gün geçti derken, bi gün sınıf başkanı sinirliymiş, geldi bana öne geç dedi, sana ne dedim geçmiorm falan, bi daha böle bi sinirli şekilde öne geç dedi baktım öne bi tane boş yer var o da bunun yanı. Geçmiom dediğimde cart bi tane tokat geçirdi bana. Yanmıştı yüzüm hatırlıom ve de aşırı utançtan kızardım baya da sıcak basmıştı🙂. bi baktım böle suratına melül melül, çektim çıktım sınıftan. gerçi şimdi düşünüom da gerizekalı nie çıkıon😀

neyse, ertesi gün, yine geç girdim sınfa, girer girmez de kafa favori tarafa döndü, aslında istemiodum da neden öle oldu bilmiorm işte. kızın kafa aşağıydı ve de belli ki, beni gördü rahatsız oldu … takmadan arkadakı yerime geçerken masada bi kağıt buldum … bu ne la derken açtım içinde bi not. “özür dilerim dün olanlar için, ne olur aff ettiğine dair bir mesaj at bana … ” ve aşağıda da telefon no su. içim böle bi tuaf oldu. çıkardım telefonu. mesaj attım kısa ve öz “aff ettim, benden uzak dur”😀 (şimdi düşünüom da, kız eminim bu çocuğun götü burnundan bile yüksekte diye düşünmüştür😀 )

o gün başladık mesajlaşmaya, hatırlıyorum mesajlarımız sadece “bööö”, “heee” gibi saçma sapan harflerden bile oluşuyordu …

artık içimdekiler baya baya ilerliodu ama hiç bir şekilde belli etmiyordum tabii ki. ve ondan da bir şeyler hiss ediyordum da çaktırmıyordum. sanki içimde bi şeyler de uğraşma olmuycak zaten diyordu …

benim de bir huyum vardır, yazmasını çok severim. ve de bu kızla ilgili de yazıyordum hep. bi defterim vardı, öle böle deil baya bi kalın … yazıyordum, mekan fark etmiyordu, her yer, otobüs, dershane, özel hoca evi, kendi evim okul yada fark etmiyor işte, aklıma esti mi gecenin üçünde kalkıp telefon ışığıyla bile yazıyordum …

bi gün günlerden cumartesi, akşam bi mesaj geldi … “yarın buluşalım”

kaldım böle, şimdi hayatımda ilk defa böle bi şey yaşıyorum zaten, bir de buluşmak, ulan zaten konuşmamızın bile bi adı yok, kaldım öle göt gibi. tek kelime yazdım “Ok”

ve pazar … buluşma saatinden 4 saat öncesi … onu giy bunu çıkar, bunun rengi uymadı, bunun yakası buruşuk, saçım böle olmadı, elimde bu olsun ben böle bakiim falan derken

işte buluşma noktasındayım ve bekliyorum. 1-2 dakika var daha buluşma zamanına, şimdi de kafamda bin türlü düşünce, ulan dalga geçiyo, gelmicek, vazgeçti falan filan derken telefon çaldı, baktım bu …

 – alo

 – nerdesin ?

 – şey burda yani metronun önündeyim işte

 – seni göremiyorum, ben girişin önündeim

 – hm tmm iki dak geliyorum … düd düüd düüüüddd….

bi baktım işte orda duruo arkası bana, kalbim güp güp edio heyecanlı, titriyorum lan nerdeyse

yaklaştım işte, karşı karşıya gülüyoruz bir birimize, şaşırtık şimdi nasıl selamlaşıcaz, tokalaşcaz mı sarılcaz mı ya bu ettiğimiz tebessüm yeter mi… derken elini uzattı bende elimi uzattım öle tuttuk selamlaştık, kafamda bi milyon düşünce lan ilk defa böle elim kız eline değdi okulun favorisi nasıl oldu lan derken, dolaşalım hadi dedi.

zaten “tamam” dan başka diye bileceğim tek kelime yok, başladık dolaşmaya sahil turu yapıyoruz derken, bi en yükseğe kalkan dolambac gibi bir şeyin yanında durduk

 – hadi buna binelim, dedi

 standart cevabımı verdim bende , “olur”, die zaten sanki büyülenmiş gibi karşı duramıyordum

neyse, bindik işte, bu da yavaş dönüyor işte, nerdeyse en tepeye yaklaşıyoruz ve de ordan her taraf gözüküyor işte, başkadı farklı yerleri gösterip bir şeyler anlatmaya, derken, eli yüzüme dokundu, yemin ederim tüylerim diken diken oldu … kaldım öle … ve başladı hafiften yüzümü okşamaya. yavaştan iniyoruz, ve nerdeyse inicez, öptü yanağımdan … abi ben şok😀 kaldım öle dondum, elimden tuttu çekti indirdi😀

el ele dolaşıyoruz, uçuyoruz resmen ve sanki kocaman sahilde bizden başka kimse yok … bu yaşadığım mutluluk mu yoksa onca zaman hayalini bile kurmaya korktuğum bir şey mi bilemiyorum ama değişik işte … neyse

günü bitirdik, kızı evine götürdüm kendim de bir az evinin oralarda dolandım ve evime geçtim … o haftanı kendimi zor toparladım ve yazdığım defteri artık deli gibi yazıyorum öle böle deil, bazen otobüsteyim inmem gerek, sırf cümlem yarım kalmasın die, inmiyorum geri dönüşte iniyorum , iyice uçmuştum yani😀

ve işte okulda mezuniyyet … bitti … artık görüşemiycez … okulun bitmesinin hüznü var üzerimde, ama bir de 11 senenin bitirme başarısının mutluluğu ve bunları feci şekilde gölgeleyen güzelimi bir daha görmeme korkusu … aslında şimdi korku diyorum da, o zamanlar görmezsem nolurdu diye ne düşündüğümü hatırlamıyorum şimdi …

tören falan bitti, dağıldık hepimiz … 2-3 gün hiç bir haber çıkmadı güzelimden … bende yazmadım … sanki birisi tutuyordu yazmamak için yada bilemiyorum işte … ve üçüncü gün aldığım mesaj  tek kelime “buluşalım…”

bu mesaja korkmuştum sanki hiss ediyormuşum gibi ve o yüzden cevabım “hayır” oldu … bir süre hiç haber çıkmadı … zaman geçti ve universite sınavı zamanı geldi … kafam allak bullaktı … özlüyordum, umutluydum, inanıyordum, ama her şeyin çok basit şekilde başladığı gibi, benzer şekilde de bitmesini tahmin ediyordum …

ve işte sınav sonuçları … kazanmışım okulu hemde istediğim … telefon çaldı … annem,

 – oğlum seni …

aldım, güzelim … “kazandım, istediğim okul, istediğim bölüm …”

onun adına çok sevinmiştim, ama aynı şekilde üzüntü de vardı içimde, göremicektim artık onu …

içimin acısını yine defterime dökmeye başladım, artık sayılı sayfalarım kalmıştı diye bilirim … 

başlayan okul hayatı az çok oyalıyordu artık beni … eminim aynı şekilde onu da … hatta bu zaman süresinde bi kaç defa aradım ama telefonu kapalıydı, belki de değişmişti numarasını bilmiyorum

ve nerdeyse baya bi zaman geçtikten sonra telefonun sesine uyandım, açtım …

 – alo

 – çok vefasızsın …

dondum … bu kadar özlememiştim sesini, ve sanki çok acıtmıştım canını … ama benim de canım çok yandı güzelim, çok aradım seni ama hep bir engel durdu karşımda …

 – ben, ben aradım seni bir kaç defa, ama numaran hep kapalıydı

 – ev numaramı biliyordun ama hep … olsun, nasılsın vüsal …

nasılsın vüsal … bu soru sanki zorumluyum da o yüzden soruyorum gibime geldi ve de ne cevap vereceğimi bir türlü bulamadım. şimdi iyiyim desem, düşünür mü ki, tınlamıyor, kötüyüm desem, yalan mı der … ne diim yaa …

 – eh işte, okul hayatı, dedim, sen nasılsın

 – artık mutlu olmak istiyorum vüsal … hayatımda birisi var, ciddi düşünmek istiyorum, sevmiyorum ama içimde bir şeyler var, aslında her şey başka ola bilirdi ama, belki de böle olması gerek  …

gerek dedikten sonra bi ağır iç çekti … (o bana da geçirdi şu iç çekişlerini, bende yapıyorum çünkü artık , neyse )

 – kaldım öle, kurudum, aslında içim acımadı, kötü de olmadı, ama güzelimin mutluğunu paylaşamadın. kısa kesip kapattım … 

zamanla daha az hatırladım … ve bir gün çıktığı çocukla beraber gördüm … aynı bizim sınıftandı … mutlu gördüm onları. tutuldum hafif ama belli etmedim … çünkü baya bi geçmişti her şeyin üzerine sünger çekmiştim nerdeyse …

böle işte, nerden hatırladıysam bunları şimdi … 

hea bu arada yazdığım o defteri bilmek isteseniz, yaktım onu … şu an keşke yakmasaydım diyorum ama olsun artık … işte hayatımda ilk ve son platonik aşk …

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s